Geri dön

SARI ÖKÜZ

 

Eski zamanların birinde, bir otlakta öküz sürüsü yaşarmış. Yaşarmış yaşamalarına ama civardaki aslanlar bir türlü onları rahat bırakmazmış. Hemen her gün bu sürüye saldırırlarmış. Öküz dediğin öyle yabana atılır bir hayvan değil ki, bir araya toplandılar mı o koca aslanları kolayca defetmesini bilirlermiş. Gerçi bir iki sıyrık alırlarmış ama, yine de boyun eğmezlermiş aslanların zorbalığına. Gün geçtikçe aslanları bir kaygı almış. Ancak tavşan, fare gibi küçük hayvancıklarla beslenir olmuşlar. Git gide güçten düşmüşler. Eee, aslan bu, hiç fareyle doyar mı?

Her halde bize bu otlağı terk etmek düşüyor.” Demiş aslanlardan birisi.

Evet” diye tasdik etmiş diğerleri.

Acaba nereye gideriz?”diye düşünürlerken, “bir dakika!”diye, gerilerden bir ses duymuşlar. Herkes sesin geldiği tarafa dönüp bakmış. Söze atılan, sürünün en çelimsiz, ama kurnaz mı kurnaz bir ferdi olan Topal Aslan’mış.

Hayır”demiş, “hiçbir yere gitmiyoruz. Siz bana bırakın, ben bu işi hallederim.

Kimse ona inanmamış ama haydi bir şans verelim, ne çıkar diye düşünmüşler. O da almış yanına bir iki aslan, gitmiş öküzlerin yanına. Beyaz bayrak çekmeyi de unutmamış. Öküzleri lideri olan Boz Öküz başta olmak üzere, beş iri kıyım öküz yaklaşmış onlara. Ne istediklerini sormuşlar.

Topal aslan konuşmaya başlamış. Bir yandan da, Boz Öküz’ün sivri ve kocaman boynuzlarına bakıp ürperiyormuş.

Saygıdeğer öküz efendiler!” diye başlamış lafa. “Bugün buraya sizden özür dilemek için geldik. Biliyorum sizleri çok defa incittik, kim bilir kaçınızda şu pençemin izi vardır. Ama inanınız, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Biliniz ki, biz aslanlar barışçı bir milletiz. Hele öküzlerle hiçbir alıp vermediğimiz olamaz. Evet, size defalarca saldırdık; ama niye biliyor musunuz? Hep o sizin aranızdaki Sakı Öküz yüzünden. Onun rengi öyle sizinkiler gibi değil ki. Gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor.  Onu gördük mü; ne kadar barışsever olduğumuzu unutup, size saldırıyoruz ve sürünüze zarar veriyoruz. Yoksa bizim sizinle hiçbir alıp veremediğimiz yok. Onun yüzünden hepiniz zarar görüyorsunuz. Bir türlü hayatınızdan emin, rahat rahat otlayamıyorsunuz; belki geceleri bile bizim kükrememiz sizin uykunuzu kaçırıyor. Bunların hepsi Sarı Öküz’ün suçu. Onu bize verin, siz de kurtulun, biz de barış içinde yaşayalım.”demiş.

Boz Öküz, diğer önde gelenlerle görüşmek üzere geri çekilmiş. Hepsi de bu teklife sıcak bakmışlar. Bir tek yaşlı Benekli Öküz, “olmaz”demiş, ama kimseye sözünü dinletememiş. Zavallı Sarı Öküz aslanlara kurban edilmiş. Hepsi birden saldırmışlar, zavallı öküzün üzerine. Bir ikisini fırlatmış üstünden, ama az sonra bitkin düşmüş. Çırpınmış, haykırmış, yardım istemiş, yalvarmış, ama onu işiten yokmuş. Diğerleri üzülmüşler üzülmesine; lakin elden ne gelir ki? Bütün sürünün selameti için bir öküz… Bu bedel gerekliymiş.

Gerçekten de, günlerce sürüye hiçbir saldıran olmamış. Günleri geceleri, huzur içinde geçer olmuş. Ama aslan milleti bu, ne kadar sabreder ki? Hele de öküz etinin tadını aldıktan sonra… Daha birkaç hafta bile geçmemişken, “Acıktık”demişler, Topal Aslan’a.

O da, yine yanına bir kaçını almış, bir defa daha Boz Öküz’ün yanına gitmiş.

Selam!”diye girmiş söze. “Gördünüz ya, biz aslanlar ne denli uysal milletiz. Doğru kararınız için, sizi bir daha kutlamak isterim. Siz de huzur içindesiniz, biz de. Ne mutlu! Yalnız buraya bunlara söylemek için gelmedim. Büyük bir problemimiz daha var.”

Nedir?” demiş Boz Öküz merakla.

Şu sizin Uzun Kuyruk”demiş Topal Aslan. Öyle uzun bir kuyruğu var ki, nereden baksak görünüyor. O kuyruğunu salladıkça, bizim de aklımız başımızdan gidiyor. Gözümüz dönüyor, sürüye saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Hâlbuki siz öyle misiniz, hepiniz normal kuyruklusunuz. Bir onun suçu yüzünden, korkarım hepiniz zarar göreceksiniz. Gelin onu da bize verin, bu konuyu burada kapatalım. Eskisi gibi barış ve sevgi içinde, iki taraf ta hayatını sürdürsün. Boz Öküz yine istişare yapmış sürünün ulularıyla. Yine karşı çıkan, sadece Benekli Öküz olmuş. Hepsi de “verelim gitsin”demişler. İstişare bu defa, ilkinden daha da kısa sürmüş. Uzun Kuyruk’u sürüden dışlamışlar. Zavallının çırpınışları saatler sürmüş, ama sonunda o da aslanlara yenik düşmüş.

Bu olanlar tekrar tekrar yinelenmiş. Her geçen gün, aslanlar daha da semirmiş. Alabildiğince güçlenmişler. Öküzlerse, her geçen gün daha da zayıflamışlar, seyreldikçe seyrelmişler. Aslanlar küstahlaştıkça küstahlaşıyorlarmış. Artık bir sebep bile söyleme gereği duymuyorlarmış. Sadece “verin bize şu öküzü, yoksa karışmayız.”demeye başlamışlar. Zavallı öküzlerin, “hayır”diyebilecek güçleri bile kalmamış. Hepsi birer birer, aslanların pençesinde can veriyorlarmış. Boz Öküz de aralarında olmak üzere, en sona birkaç tanesi kalmış.

Ne oldu bize, aslanlara karşı bu harbi ne zaman kaybettik, oysa bir zamanlar ne kadar da güçlüydük?” diye sormuş biri Boz Öküz’e

Biz”demiş Boz Öküz, gözleri nemli ve sesi pişmanlıkla titreyerek:

Sarı Öküz’ü verdiğimiz gün bu harbi kaybettik.”

PAYLAŞ : Email Facebook Google Twitter