Geri

GİDER PUSULASI NEDİR - TEVKİFAT ORANLARI - NASIL DÜZENLENİR - KİMLER GİDER PUSULASI DÜZENLER - TEBLİĞ ÖRNEKLERİ - 2

11.03.2020

GİDER PUSULASI NEDİR? TEVKİFAT ORANLARI

NASIL DÜZENLENİR? 

KİMLER GİDER PUSULASI DÜZENLER?

TEBLİĞ ÖRNEKLERİ 

2.Bölüm

 

Yasal düzenlemelerin özünde “süreklilik” ve “bağlılık” arz etmeyen işlemlerdeki ödemelerin gider pusulası ile tevsik edilmesine olanak sağlanmıştır. Uygulamada mükellefler kendilerine karşı “süreklilik” ve “bağlılık” içeren işlerde dahi (hizmeti sunan taraf ısrarla vergi mükellefiyeti tesis ettirmediği için) sadece vergisel yönden doğabilecek sakıncaları önlemek amacıyla gider pusulası kullanmayı ve vergi kesintisi beyan etmeyi bir çözüm yolu olarak kabul etmiş durumdadır. Ancak burada alınan hizmetin içerdiği “süreklilik” ve “bağlılık” unsurlarının işçi – işveren (işveren – sigortalı, işveren – ücretli) ilişkisi doğurma riski genellikle göz ardı edilmektedir. Ya da bazı mükellefler bu riski bilmelerine rağmen istihdam maliyetlerine (artan oranlı gelir vergisi tarifesine göre hesaplanan gelir vergisi, damga vergisi, işçi ve işveren sigorta primleri ile işçi ve işveren işsizlik sigortası primleri ile işçi çalıştırılması sonucunda ortaya çıkabilecek ek yükümlülükler. Örneğin: İş güvenliği düzenlemeleri, özürlü istihdamı..v.b.) katlanmamak için ilgili kişileri ücretli/sigortalı olarak değil de arızi nitelikte serbest meslek hizmeti alınan kişiler olarak görmek ve göstermek niyetinde olabilmektedir.

Maliye İdaresi aynı yıl içinde bir işlemin birden fazla defa tekrarlanmasını ya da birbirini izleyen yıllarda tekrarlanmasını “süreklilik” arz eden işlem olarak değerlendirebilmektedir. Süreklilik kavramı Maliye İdaresi tarafından oldukça genişletici bir şekilde (literatürde eleştirilmesine ve bazı yargı kararlarında aleyhte hüküm verilmesine rağmen) ele alınmaktadır. Örnek bazı özelge özetleri aşağıdaki gibidir:

“Şirketinize yapılan soru kitapçığı teslimlerinin, söz konusu eğitimciler tarafından devamlılık arzedecek şekilde mutad meslek haline getirilmemesi, başka bir ifadeyle aynı yılda veya birbirini izleyen yıllarda birden fazla soru kitapçığı teslimi yapılmamış olması şartıyla, bu faaliyetin arızi serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilmesi ve söz konusu soru kitapçıklarının karşılığında telif ücreti olarak gider pusulası düzenleyerek %17 gelir vergisi stopajı ve %18 KDV tevkifatı yaparak net bedeli kendilerine ödeme yapmanız gerekeceği tabiidir.” (İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 24.02.2006 tarih ve B.07.1.GİB.4.35.17.01/KDV:02-241/771 sayılı özelgesi)

“Bu hükümlere göre, şirketiniz tarafından hazırlanan ve tüm hakları (telif hakkı dahil) firmanız adına tescil edilen programların hazırlanmasında (proje danışmanlığı, içerik hazırlama, seslendirme vb. işlerde) görev alan öğretim üyeleri ve öğretmenlerin bu faaliyetleri devamlılık arzetmeyecek şekilde arızi olarak (bir takvim yılında bir defadan fazla yapılmaması halinde) kendi nam ve hesaplarına yapmaları halinde ise, elde edecekleri gelirin arızi kazanç olarak değerlendirilmesi ve tarafınızca gider pusulası düzenlenerek yapılan ödemeler üzerinden de Gelir Vergisi Kanunu’nun 94.maddesinin 2/b alt bendi gereğince gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.” (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 14.09.2006 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01/GVK-94/2-12969 sayılı özelgesi)

Ücret kavramı G.V.K madde 61’de “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir” şeklinde tanımlandıktan sonra 62. maddede ise işveren “İş verenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir” şeklinde tanımlanmıştır. Görüldüğü üzere, işverene tabi olmak ve belirli bir iş yerine bağlı olmak ücretin önemli unsurlarıdır. Ayrıca işverenin emir ve talimatları ile hareket etmekte önemli bir unsurdur. Bu unsurları taşıyan ödemelerin gider pusulası ile tevsik edilmesi, bu ödemelere konu işleri yapanların ise bordroya alınmaması (sigortalı olarak çalıştırılmamaları) mümkün değildir. Uygulamada aynı ay içinde farklı zamanlarda birden fazla mükellefe hizmet veren kişilere ödemeler gider pusulası ile belgelenebilmektedir. Oysa burada birden fazla işverene tabi olma durumu bulunmakta ve burada oluşan iş akdine ise İş Kanunu mevzuatında “kısmi süreli istihdam” denilmektedir. Bu ödemelerin aynı ay içinde olması da şart değildir. Aynı yıl içinde farklı aylarda da olabilir. Burada olayın gerçek mahiyetinin tespiti önem arz edecektir. Olayın gerçek mahiyetine göre ya ödemeyi yapana sigortasız işçi çalıştırmaya bağlı olarak cezalar uygulanacaktır ya da hizmeti veren kişiye vergi mükellefiyetini tesis ettirmediği için gerekli cezalar uygulanacaktır.

4857 sayılı İş Kanununa göre, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. 5510 sayılı Kanuna göre sigortalı, kısa ve/veya uzun vadeli sigorta kolları bakımından adına prim ödenmesi gereken veya kendi adına prim ödemesi gereken kişidir. Aynı kanuna göre ücret, sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutarı ifade eder.

İşte bu noktada bazı mükellefler “süreklilik” unsurunun ayın tamamında iş yerinde yazılı iş akdine istinaden sigortalı olarak çalışan kişiler açısından geçerli olduğu gibi yanlış bir kanaat taşımaktadırlarOysa süreklilik kavramı birbirini tekrarlayan işlemler, edimler olarak değerlendirilmelidir ve süreklilik herhangi bir zaman dilimi içinde geçerli olmak üzere “tam” veya “kısmi” süreklilik şeklinde gerçekleşebilir. Burada işçi – işveren ilişkisinin kurulması için yazılı bir hizmet sözleşmesinin olması şart değildir. Önemli olan işlemin özü gereği işçi – işveren ilişkisinin olup olmadığı, yapılan işin bağımsız nitelikli bir serbest meslek faaliyeti değil işverenin emir ve talimatları altında yapılan bir iş olmasıdır. Bu noktada İş Kanununda yer verilen iş akdi türlerine kısaca değinmekte fayda olacaktır.

4857 sayılı Kanuna göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. İş sözleşmeleri belirli veya belirsiz süreli yapılır. Bu sözleşmeler çalışma biçimleri bakımından tam süreli veya kısmî süreli yahut deneme süreli ya da diğer türde oluşturulabilir. Nitelikleri bakımından en çok otuz iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla devam edenlere sürekli iş denir. İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi kabul edilir. İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmî süreli iş sözleşmesidir. Yazılı sözleşme ile işçinin yapmayı üstlendiği işle ilgili olarak kendisine ihtiyaç duyulması halinde iş görme ediminin yerine getirileceğinin kararlaştırıldığı iş ilişkisi, çağrı üzerine çalışmaya dayalı kısmi süreli bir iş sözleşmesidir. Hafta, ay veya yıl gibi bir zaman dilimi içinde işçinin ne kadar süreyle çalışacağını taraflar belirlemedikleri takdirde, haftalık çalışma süresi yirmi saat kararlaştırılmış sayılır. Çağrı üzerine çalıştırılmak için belirlenen sürede işçi çalıştırılsın veya çalıştırılmasın ücrete hak kazanır.

4857 ve 5510 sayılı kanundan tanımlar düzeyinde yukarıda yer verdiğimiz bilgilerden de görüleceği üzere, bir iş yerinde yılın bazı haftalarında, ayın bazı günlerinde ya da haftanın bazı saatlerinde dahi olsa bir kişiden emeği karşılığı hizmet alınması, kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışma şeklinde iş akdinin oluşması ve dolayısıyla işçi – işveren ilişkisini doğumu için yeterli olabilecektir. Bu ilişkinin süreklilik arz etmesi halinde ise bu iş akdine belirsiz süreli kısmi istihdam (yani bitiş tarihi belli olmayan süreklilik arz eden bir iş ilişkisi) denilebilecektir.

İşte bu şekilde (işçi – işveren ilişkisi içinde) değerlendirilmesi mümkün olan iş ilişkilerinde ödemelerin gider pusulası ile yapılması (%20 vergi tevkifatı yapılsa dahi) yasal mevzuata uygun değildir. Ödeme yapılan kişilerin kısa süreli dahi olsa (birkaç gün için, hatta bir gün için dahi olsa) sigortalı işe girişlerinin yapılması, iş ilişkisi bitince işten çıkış bildirimlerinin yapılması zorunludur. Uygulamada bazı mükellefler bu formalitelerle uğraşmamak ve yukarıda da izah ettiğimiz gibi istihdam maliyetlerine katlanmamak için ödeme yaptıkları kişiler ile aralarında süreklik ve bağlılık arz eden bir iş ilişkisi olmadığını düşünmekte ve bu yönde düşünülmesini istemektedirler. Söz konusu kişilerden bağımsız nitelikli serbest meslek hizmeti satın alındığı, bu kişilerin mükellefiyetleri olmadığından dolayı serbest meslek makbuzu vermedikleri için ödemelerini gider pusulası ile belgelendiği, mahiyeti itibariyle de serbest meslek stopajı yapılmak suretiyle vergisel sorumluluklarını (yasada bu yönde bir sorumluluk ihdas edilmemiş olmasına rağmen) yerine getirdiklerini öne sürmektedirler. Oysa yukarıda da izah ettiğimiz gibi bu yaklaşım sadece vergisel bir tartışmaya ve değerlendirmeye yöneliktir. Oysa olayın iş hukuku ve sigorta mevzuatı yönü de çok önemlidir ve cezalar açısından çok ağır müeyyideler söz konusudur.

Örnek özelge özetleri:

“Şirketiniz ile söz konusu eğitmen ya da danışmanlar arasında sözleşme kapsamında yapılan ve bu kapsamda ödenen danışmanlık ücretlerinin ücret olarak değerlendirilip bu ücretlerin Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesine göre vergilendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, eğitmen ya da danışmanların şirketinizin emir ve talimatı altında çalışması halinde yapılan ödemelerin ücret olarak vergilendirilmesi, ancak, eğitmen ya da danışmanlar ile şirketiniz arasında herhangi bir hizmet sözleşmesi bulunmaması ve bir organizasyon kurmayıp kendi sorumluluğu altında söz konusu faaliyetlerin ilmi, mesleki bilgi ve ihtisasına dayanarak birden fazla gerçekleştirilmesi halinde, serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilerek vergilendirileceği tabiidir.” (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 17.08.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-2656 sayılı özelgesi.)

Şirketinize hizmet ifasından bulunan gerçek kişilerin yapmış oldukları faaliyetlerin "serbest meslek faaliyeti" veya "ticari faaliyet" olarak değerlendirilmesi ve bunları yapanların vergiden muaf esnaf veya serbest meslek erbabı olmaması halinde bu kişilerin KDV mükellefiyeti tesis ettirerek, şirketinize fatura veya serbest meslek makbuzu düzenleyerek elde ettikleri gelirler üzerinden %18 oranında KDV hesaplamaları gerekmektedir. Şirketiniz tarafından yaptırılan işlerin, bir hizmet sözleşmesine dayalı olarak işçi - işveren ilişkisi doğuracak şekilde yaptırılması durumunda, yapılan ödemelerin ücret kabul edilerek Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre vergilendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu işin esnaf muaflığı kapsamında bulunan kişilere yaptırılması halinde ise, bu kapsamda yapılan ödemeler üzerinden aynı Kanunun 94/13-d maddesi uyarınca %10 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.” (Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 02.01.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.41.15.02-VUK-2011/5-2 sayılı özelgesi.)

Şirketinizin internet üzerinden yaptığı satışlara aracılık eden kişiler ile şirketiniz arasında herhangi bir hizmet akdi olması veya bu kişilerin şirketinize bağlı ve şirketiniz emir ve talimatları doğrultusunda çalışması durumunda yapılan ödemeler ücret kapsamında değerlendirilecek olup, bu ödemeler için ücret bordrosu düzenlenmesi gerekecektir. Söz konusu faaliyetin kazanç sağlama amacıyla ve devamlılık arz etmeyecek şekilde yapılması veya şirketinize bağlılık arz etmeksizin, bir işyeri açılmadan sürekli olarak ve herhangi bir organizasyona bağlı olmadan yapılması hallerinde ise söz konusu şahıslar adına şirketinizce gider pusulası düzenlenmesi gerekecektir. Şirketinizin internet üzerinden yaptığı satışlara aracılık eden kişilerin faaliyetlerini ticari organizasyon içerisinde ve devamlılık arz edecek şekilde yürütmeleri halinde bu hizmetler KDV’ye tabi olacaktır. Şirketinize söz konusu hizmetlerin devamlılık arz etmeyecek şekilde arızi olarak verilmesi halinde bu hizmetler KDV ye tabi tutulmayacaktır. Faaliyetin, şirketinize bağlılık arz etmeksizin, bir işyeri açılmadan sürekli olarak ve herhangi bir organizasyona bağlı olmadan yapılması halinde, bu işin esnaf muaflığı kapsamında verilen bir hizmet olarak değerlendirilmesi ve Gelir Vergisi Kanununun 94/13-d maddesi gereğince %10 oranında gelir vergisi kesintisine tabi tutulması gerekmektedir.” (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 04.03.2013 tarih ve 11395140-105[227-2012/VUK-1]-300sayılı özelgesi.)

“İlgide kayıtlı yazınız eki özelge talep formunda, Ajansınızda proje değerlendirmekte olan ve proje değerlendirme hizmeti karşılığında brüt ücret ödenen değerlendiricilerin, vergi mükellefi olmadıklarını beyan edip gider pusulası düzenlenmesini talep ettikleri belirtilerek, bu hizmet karşılığında düzenlenen gider pusulasında vergi kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda görüş bildirilmesi talep edilmektedir.

Ajansınız tarafından proje değerlendirme hizmetinde çalıştırılan kişilerin, bu faaliyetleri kendi nam ve hesaplarına mutad meslek olarak icra etmeleri halinde, bu şahısların serbest meslek erbabı sayılması ve elde ettikleri kazançların da serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu kişilerin söz konusu faaliyeti arızi olarak ifa etmeleri halinde ise elde edilen kazanç arızi serbest meslek kazancı olacaktır ve Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin "b" alt bendi hükmüne göre %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan, söz konusu şahıslar ile Ajansınız arasında ücret ilişkisini doğuran bir hizmet sözleşmesi olması halinde ise Ajansınız tarafından bu kişilere yapılan ödemelerin ücret olarak değerlendirileceği ve Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi hükmü dikkate alınarak tevkifat yapılacağı tabiidir.” (Mardin Defterdarlık Gelir Müdürlüğü’nün 07.03.2012 tarih ve B.07.4.DEF.0.47.10.00-512-GVK-9sayılı özelgesi.)

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, ... Vergi Dairesi mükellefi olan Şirketinizin savunma sanayi alanında faaliyette bulunduğu belirtilerek, dönem dönem artan nitelikli personel ihtiyacını şirket dışından ve herhangi bir şekilde vergi mükellefi olmayan (askeri kadrolarda çalışan veya emekli olmuş, esnaf muaflığı belgesi olmayan) kişilerle karşılanması durumunda gelir vergisi tevkifatının yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi talep edilmektedir.

Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, şirketiniz tarafından yaptırılan işlerin, bir hizmet sözleşmesine dayalı olarak işçi - işveren ilişkisi doğuracak şekilde yaptırılması durumunda, yapılan ödemelerin ücret kabul edilerek Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre vergilendirilmesi gerekmektedir.

Söz konusu işin esnaf muaflığı kapsamında bulunan kişilere yaptırılması halinde ise, bu kapsamda yapılan ödemeler üzerinden aynı Kanunun 94/13-d maddesi uyarınca %10 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

Ancak söz konusu işin, esnaf muaflığından yararlanmayan ve vergi mükellefi olmayan kişilere yaptırılması halinde yapacağınız ödeme için gider pusulası düzenlenmesi gerekmekte olup, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde, esnaf muaflığından yararlanmayan ve vergi mükellefiyeti bulunmayan şahıslardan yapılan hizmet alımları için tevkifat yapılacağına dair hüküm bulunmadığından, gelir vergisi tevkifatı yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Öte yandan, esnaf muaflığı belgesi alınması zorunluluğu 4444 sayılı Kanunun 14/A-1 inci maddesi ile kaldırıldığından vergiden muaf esnafa ilişkin şartları taşıyanlardan anılan belge aranılmaması gerekir.” Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 12.09.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.41.15.01-GVK-2011/13-135 sayılı özelgesi.)

İlgide kayıtlı dilekçenizde; ... hesap numarasında kayıtlı olduğunuz, iktisadi işletmeniz bünyesinde çıkartmakta olduğunuz Derginizi yurt genelinde 5,00.-TL makbuz karşılığı sattığınız, bu dergilerin pazarlamasında çalışan personele verdiğiniz %40 primi Gider Pusulası ile belgelendirip belgelendirmeyeceği hakkında bilgi istenilmektedir.

Derneğinizce dergilerin pazarlamasında çalışan personele verdiğiniz ücret ödemeleri üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 103 ve 104 üncü maddelerinde belirtilen oran ve esaslar dahilinde aynı Kanunun 94/1 inci maddesi gereğince gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekir.

Bu çerçevede, dergi satışı hizmeti karşılığında Derneğiniz tarafından söz konusu şahıslara yapılacak ödemelerin ücret olarak değerlendirilmesi ve ücret bordrosu düzenlenmesi gerektiğinden gider pusulası düzenlenmesi mümkün bulunmamaktadır.” (Denizli Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 29.12.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.20.15.02-VUK-2010/15-491 sayılı özelgesi.)

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Okul Aile Birliğine bağlı olmadan ve daimi işçi çalıştırmadan ihtiyaç duyuldukça Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünce kullanılmakta olan kurs yerlerinin, sergi ve sosyal etkinlik düzenlenen bina ve alanlarının, bakım ve temizlik giderleri için gider pusulası ile yaptığınız ödemelerin gelir vergisine tabi olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Dolayısıyla, Okul Aile Birlikleri tarafından okulun ihtiyaçlarının karşılanması için Gelir Vergisi Kanununun 9' uncu maddesinde sayılan esnaf muaflığından faydalananlardan yapılan mal veya hizmet alımları, 94' üncü madde gereğince gelir vergisi kesintisine tabi olacaktır. Ancak, söz konusu mal veya hizmet alımlarının esnaf muaflığından faydalananlar dışındakilerden yapılması durumunda ise gelir vergisi kesintisi yapılmayacaktır.

Ancak, işi yapan kişilerin Okul Aile Birliğinize bağlı, Birliğin emir ve talimatları doğrultusunda çalışması veya yazılı ve sözlü bir hizmet akdine bağlı olması halinde, yapılan ödemeler ücret kapsamına gireceğinden, Gelir Vergisi Kanununun 94' üncü maddesinin birinci bendi ile 103 ve 104' üncü maddeleri gereğince gelir vergisi tevkifatına tabi tutulacağı tabiidir.” (İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 07.03.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.35.18.02-1744-288 sayılı özelgesi.)

Sonuç olarak, hizmet alınan kişi ile kısmi süreli dahi olsa süreklilik ve bağımlılık arz edecek bir iş ilişkisi oluşması ihtimali varsa, bu kişilerin bordroya alınması ve sigortalı işe girişlerinin yapılmasının zorunludur. Bu kişileri bordroya almayıp bu kişilerden serbest meslek makbuzu alınması dahi iş hukuku ve sigorta mevzuatı açısından eleştirilebilecektir. Bu noktada serbest meslek faaliyeti nedeniyle gerçekten mükellefiyeti varken aynı zamanda ücretli statüsünde de kazanç elde etmeye başlayanlar açısından “sigortalılık/hizmet çakışması” olarak adlandırılan bir durum oluşabilecektir. Kısaca bilgi verecek olursak, 6111 sayılı Kanunun 5510 sayılı Kanunun 53. maddesinde yaptığı değişiklik ile, önce başlayan sigortalılık statüsünün geçerli olacağı uygulamasına son verilmiştir. Yeni uygulamaya göre 4/a ve 4/b kapsamındaki sigortalılıkların çakışması halinde 4/a kapsamındaki sigortalılık dikkate alınacaktır. Ayrıca 4/a ve 4/b kapsamında sigortalı hizmetleri çakışan ve 4/a kapsamındaki sigortalılığı esas alınan sigortalılara, talepleri halinde 4/b kapsamında da prim ödeyebilmeleri imkânı tanınmıştır. Bu şekilde prim ödeyen sigortalılar iş kazası ve meslek hastalığı sigortası yönünden 4/b kapsamında, hastalık ve analık sigortaları ile uzun vadeli sigorta kolları yönünden 4/a kapsamında işlem göreceklerdir. Görüldüğü üzere, hizmet alınan kişinin makbuz vermesi ve 4/b sigortalısı olması da işveren statüsünde değerlendirilecek ödeme yapan kişiyi sigorta primi ödememe imkanı vermemektedir.

1.BÖLÜME ULAŞMAK İÇİN    

Saygılarımızla,

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Oğuzhan GÜNGÖR

PAYLAŞ : Email Facebook Google Twitter